Gazetesi

Demokrasi ve Özgürlükler Adası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla açıldı 0 88012

 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, adadaki her bir tesise tarihî anlamına uygun isimler verildiğini belirterek, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin nişanesi olacaktır” dedi.

1960’daki askerî darbenin ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam kararlarının alındığı Yassıada, yeniden düzenlenme çalışmalarının ardından kongre ve sergi alanlarının yer aldığı “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” adıyla açıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kaldığını hatırlattı.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup cuntacının gerçekleştirdiği darbenin ardından yaşananların adalet ve insanlık adına utanç verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerinde bulunduğumuz Yassıada’da, diğer bir ifadeyle ‘Yaslıada’da yapılan ve bizzat faillerinin itirafıyla önceden verilen emirlerin uygulanması şeklinde geçen yargılamaların sonu çok büyük bir faciayla bitmişti” dedi.

“YASSIADA’DA YAPILAN İŞ YARGILAMA DEĞİL, BİR HUKUK CİNAYETİYDİ”

Türkiye’ye yıllarca hizmet eden ve millî iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti’nin yöneticilerinin yargılamaları boyunca her türlü hakarete, işkenceye, iftiraya maruz kaldığı anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak anayasayı çiğneyenlerin ülkenin meşru yöneticilerini anayasayı ihlal ithamıyla giriştikleri bir hukuk cinayetiydi” ifadesini kullandı.

“Yassıada’da aylar boyunca tam anlamıyla bir zulüm makinesi işletilmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, komutanları, milletvekilleri ve bürokratlarının hiçbir somut suçları olmadığı hâlde kin ve nefret ürünü insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstiklal Harbi’mizin kahramanlarından olan bu ülkenin cumhurbaşkanını intihara teşebbüs noktasına kadar getirdiler. Nezaketi, kibarlığı, insani hasletleri dillere destan olan bir başbakanı idama götürürken bile prostat muayenesi bahanesiyle aşağılamaya kalkacak kadar alçaldılar. Bu ülkenin yüreği vatan sevdasıyla dolu genelkurmay başkanını darbecilere katılmayı reddettiği için bir teğmene tokatlatarak tarihimizde görülmemiş rezillikler sergilediler” ifadelerini kullandı.

“MENDERES’İ VE ARKADAŞLARINI İDAM SEHPASINA ÇIKARTANLARIN ALINLARINDAKİ KARA LEKE HİÇBİR ZAMAN SİLİNMEYECEKTİR”

Yassıada’da idam kararları alınan dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile bakanları Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam sehpasına vakarla, gururla, inançla yürüdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Darbeden yaklaşık 16 ay sonra, 16 ve 17 Eylül 1961 tarihinde gerçekleşen bu idamlar milletimizin yüreğine kor bir ateş gibi düşmüştür. Aslında o gün hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idam sehpasına gönderilen milletin bu üç adamı değil, bizatihi millî iradenin ta kendisi olmuştur. Darbe ile görevinden indirilen, Yassıada’da kurulan tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, tarihi, kültürü, değerleri ve inançlarıyla milletimizdi. Ama bilmiyorlardı ki Türk milletinin kalbindeki sevgiyi, yüreğindeki ateşi söndürmeye, onu hedeflerinden koparmaya bir avuç darbecinin gücü yetmezdi. Bu vesileyle sürgüne gönderildiği Hindistan’dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını, insanlık duygularıyla uyuşmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş’i de rahmetle yâd ediyoruz. Menderes’i ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkartanların ve onları destekleyenlerin alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Buna karşılık Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki mümtaz yeri her geçen yıl daha da güçlenerek hep devam edecektir.”

Yassıada zindanlarında uzun süre hapis kalan şair Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Zindan Duvarları” isimli şiirinden bölümler okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, idam sehpasındaki son sözü ‘Devletime ve milletime ebedi saadetler dilerim’ olan rahmetli Menderes’in aziz hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. İdama götürülürken önce -burası da çok önemli- abdestimi alıp iki rekât namaz kılıp ardından altındaki sandalyeyi kendisi iterek düşüren ve celladına da sen çekil, o sandalyeyi ben iterim diyen Fatin Rüştü Zorlu’nun hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Kişilik bu, kimlik bu, şahsiyet bu, mesele bu. Başarılı bir Maliye Bakanı olduğu hâlde sırf geçmişte darbecilere istedikleri imtiyazları sağlamadığı için kendisine kin beslenen Hasan Polatkan’ın hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” dedi.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gayretleriyle Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın kabirlerinin İstanbul’a taşınmasının da 30 yıl sonra gelen bir vefa örneği olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada, şehitlerin bize emaneti olan bu adada 60 yıl sonra yeni bir dönemi başlatarak gönülleri tekrar tamir etmek üzere işte bir aradayız. Milletimiz buranın adını Yassıada’dan Yaslıada’ya dönüştürmüştü. Üzerinde durduğumuz toprakların ıstırabını dindirmek için Yassıada’yı da, Yaslıada’yı tarihe gömüp burasını Demokrasi ve Özgürlükler Adası hâline getirmeyi kararlaştırdık, bu da bize nasip oldu” değerlendirmesinde bulundu.

“GENÇLERİN TÜRKİYE’NİN ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATA GEÇİŞ SÜRECİNİ ÇOK İYİ BİLMESİ GEREK”

Adadaki her bir tesise de tarihî anlamına uygun isimler verildiğini, Subay Gazinosu’nun isminin de Adnan Menderes Müzesi olarak devam edeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferans salonunun da Adnan Menderes ismini taşıyacağını, dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un isminin Cam Meydan’a, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Sadık Altıncan’ın isminin de kütüphaneye verildiğini, Hasan Polatkan’ın isminin spor salonunda, Fatin Rüştü Zorlu’nun isminin de camide yaşatılacağını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin inşallah nişanesi olacaktır” diye konuştu.

Milletin her bir ferdinin, özellikle de gençlerin Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçiş sürecini çok iyi bilmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal hastalığının ve ölümünün ardından tek parti CHP yönetimi ülkenin üzerine adeta bir kâbus gibi çökmüştü. Kurtuluş Savaşı’mızdan sonra başlatılan kalkınma hamlesinin önü tek parti zihniyeti tarafından bilinçli bir şekilde kesilmiş, mesafe kat edilen çalışmalar birer birer akamete uğratılmıştır” dedi.

“TÜM DARBELERİN VE CUNTA HAREKETLERİNİN TEMEL KARAKTERİ MİLLETİMİZİN DEĞERLERİNE VE TARİHİNE DÜŞMANLIKTIR”

Adnan Menderes’in milleti memnun eden yatırım ve hamlelerinin birilerini rahatsız ettiğini, “yerli ve millî olan her şeye husumeti hayatlarının merkezine koyanların” daha sonra sık sık başvuracakları bir yönteme sarılarak darbe yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece darbe yapanları değil, daha ne bekliyorsunuz kışkırtmasıyla ordumuzun içine darbe virüsünü sokanları da bu millet asla af etmeyecektir. Ülkemizdeki tüm darbelerin ve cunta hareketlerinin temel karakteri milletimizin değerlerine ve tarihine düşmanlıktır. Emperyalistlerin uç beyliğini yapan darbeciler aynı zamanda ülkemizdeki bölücülük cereyanlarının değirmenine de su taşımışlardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Demokrat Parti’nin milletimizin güçlü desteğiyle iktidara gelmesi oyunlarını bozunca üstüne birde millî iradenin desteğini almaktan ümitleri kesilince bunlar için her yol darbeye çıkmaya başladı. Sokakları karıştırmaktan, terör örgütlerinden medet ummaya, emperyalistlerin senaryolarında figüranlıktan yalana ve iftiraya kadar her yolu mübah sayan kirli bir siyaset anlayışına sarıldılar. Sırf kendi çıkarları için Meclis’i itibarsız hâle getirmekten provokasyonlara, bunlara çanak tutmaktan, darbe çığırtkanlığı yapmaktan bile asla çekinmediler. Ülkenin ve milletin başına gelen her felaketi kendilerine iktidar alanı açacak bir fırsat olarak görerek, çoğu defada gizleyemedikleri bir sevinçle karşıladılar. Yapılan her hizmete, ülkeye kazandırılan her esere, her yatırıma, yükselen her inşaata, elde edilen her başarıya karşı çıktılar. Menderes’e hangi inançla saldırdılarsa, rahmetli Özal’a şimdi de Cumhur ittifakı’na aynı nefret duygularıyla yöneldiler. Hükûmetlerimiz döneminde bunun sayısız tezahürüyle karşılaştık.”

“DÜN EZANDAN, İSTİKLAL MARŞI’NDAN, BAYRAKTAN VE BİRLİĞİMİZDEN RAHATSIZDILAR, BUGÜN DE RAHATSIZLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarları boyunca darbeci zihniyetin engellemesiyle karşılaştıklarını anlatarak, “Türk milleti 15 Temmuz darbe girişiminde sokaklarda hainlere karşı canı pahasına mücadele verirken tankları alkışlayan, televizyon başında sonucu bekleyenler işte yine bunlardı. AK Parti ve MHP olarak ülkemizin en büyük yönetim reformunu hayata geçirirken de karşımızda yine bunlar vardı. Dün ezandan, İstiklal Marşı’ndan, bayraktan, birliğimizden ve beraberliğimizden rahatsızdılar, bugün de rahatsızlar. Dün millî iradeye rağmen iktidar rüyası görüyorlardı, bugünde aynı rüya ile avunuyorlar. Dün darbeden, emperyalistlerin desteğinden, felaketlerden medet umuyorlardı, bugün de aynı beklentiye özellikle sarıldılar. Hamdolsun milletimiz adeta kılcal damarlarına kadar ezbere bildiği bu habis zihniyete 1950’den beri ülkeyi teslim etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ülkemizde bugün demokrasimize gölge düşürmeye çalışanlara dikkat edin hepsi de 27 Mayıs hayranıdır. Hepsi de zahirde 12 Eylül’e karşı gibi gözükse de o darbeden en çok faydayı görendir. Hepsi de 28 Şubat meftunudur. Hepsi de 15 Temmuz’a ‘tiyatro’ diyerek milletimizin destansı mücadelesini küçümsemeye çalışır. Hepsi de ülkesini yurt dışında bulduğu her mahfilde şikâyet eder. Hepsi de geçmişten bugüne teröristlere karşı derin muhabbet besler. Hepsi de yerli ve millî olan her şeye düşmandır. Hepsi de millî iradeden umudunu kestiği için darbecilerden, yabancılardan, terör örgütlerinden medet umar. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını dahi bu amaçla kullanmaya kalkacak kadar sefil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sadece bu tablo bile bize ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diye ifade ettiğimiz millî çağrımıza ne kadar sık sıkıya sarılmamız gerektiğinin ispatıdır. Yurt içinde terör örgütlerinden ekonomimize kurulan tuzaklara, sınırlarımız dışında bekamız için gerçekleştirdiğimiz harekâtlara kadar tüm mücadelemizi bu anlayışla yürütüyoruz. Bize ne diyorlar? ‘Suriye’de ne işiniz var? İdlib’de ne işiniz var? Libya’da ne işiniz var?’ Buralarda ne işimiz olduğunu çok kısa zamanda çok çok iyi anlayacaksınız. Hamdolsun milletimizin desteği ve duası her zaman olduğu gibi bugün de en güçlü şekilde yanımızdadır.”

“DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI, TÜRKİYE’NİN GELECEKTEKİ HEDEFLERİNİN DE SEMBOLÜ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın Türkiye’nin 60 yıllık demokrasi mücadelesi yanında gelecekteki hedeflerinin de sembolü olacağına inandığını vurgulayarak, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın meşhur Camp David gibi uluslararası toplantıların yapıldığı bir ada olacağına inandığını söyledi.

Adnan Menderes başta olmak üzere Türkiye’nin kalkınması, gelişmesinde istiklali ve istikbali için mücadele eden tüm kahramanlara Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak kararlı bir şekilde emin adımlarla bu yolda devam ediyoruz. Rabbim hepimizi milletçe inşallah diyorum ki bütün olabilecek belalardan korusun, esirgesin ve zafere ulaştırsın. Genel Başkan Sayın Bahçeli’ye, ekibindeki tüm MHP’li kardeşlerime Türkiye tarihinin en zorlu mücadelelerinden birini yürüttüğümüz bu dönemde sergiledikleri dirayet ve verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın düzenlenmesindeki katkılarından dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AK Parti Ankara Milletvekili Ali İhsan Arslan ve AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ı da gayretleri dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından TBMM Başkanı Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, kabine üyeleri, kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Celal Adan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanları, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile birlikte Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış öncesinde de MHP Genel Başkanı Bahçeli ile adayı gezdi.

ÖNCEKİ HABERSONRAKİ HABER

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sağlık sistemlerinin çöktüğü bir dönemde, Türkiye ve Japonya örnek bir başarı sergiliyor 0 88789

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Sağlık sistemlerinin çöktüğü, kamu düzeninin yara aldığı bir dönemde Türkiye ve Japonya örnek bir başarı sergiliyor. Gerek vaka sayısı, gerek vefat sayısı, gerekse sağlık sisteminin sorunsuz işleyişi bakımından son derece iyi bir konumdayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin açılış törenine katıldı.

Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin de video konferans yöntemiyle katıldığı açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmete sokulan hastanenin hayırlı olmasını diledi.

“KÖKLÜ VE ÇOK BOYUTLU TÜRK-JAPON DOSTLUĞUNA YENİ BİR HALKA DAHA EKLİYORUZ”

Japonya Başbakanı Abe’ye açılışa katıldığı için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüklenici firmasından mühendisine, işçisinden müteahhidine kadar bu eserin inşasında emeği, alın teri, katkısı bulunanlara teşekkürlerini sundu.

Geçmişte Japon firmalarla Marmaray ve Osman Gazi Köprüsü gibi çok önemli altyapı projelerine imza attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün köklü ve çok boyutlu Türk-Japon dostluğuna yeni bir halka daha ekliyoruz. Hastanemizin adını iki ülkenin iş birliğine yaraşır şekilde Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi olarak belirledik. Yine ismiyle müsemma olması için hastanemizin çevresindeki 15 dönümlük alanı binden fazla çam ve baharın müjdecisi kiraz çiçeği sakura ağacıyla donattık, donatmaya da devam edeceğiz” dedi.

İstanbul’un gurur abidelerinden olacak bir eseri daha Türkiye’ye kazandırdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rönesans ve Sojitz firmalarının müşterek olarak bu muhteşem eseri inşa etmelerinin Türk-Japon iş birliğinin, dayanışmasının bir ifadesi olduğunu vurguladı.

“İSTANBUL, ULUSLARARASI SAĞLIK MERKEZİ DURUMUNA GELMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 789 bin metrekare arsa alanı üzerine kurulu 1 milyon 21 bin metrekare kapalı alanıyla hastanenin şimdiden dünyanın sayılı hastaneleri arasına girdiğinin altını çizerek çevre ve enerji dostu olan hastanenin, kamu-özel ortaklığının en güzel örneklerinden biri olduğunu, 456’sı yoğun bakım olmak üzere 2 bin 682 yatağı, 725 poliklinik odası ve 90 ameliyathane masasıyla bu eserin bilhassa Kovid-19 salgınıyla mücadelede kritik bir rol oynayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam 107 branşta hizmet verecek hastanede tam kapasiteye ulaşıldığında günlük 35 bin ayaktan hasta alınmasını ve 500 özellikli ameliyat yapılmasının planlandığını belirterek 8 bin 134 araçlık otoparkının yanı sıra üç helikopter pisti de olan hastanenin İstanbul Havalimanı’na yakınlığıyla yabancı misafirlere de hizmet vereceğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bu şu demektir: Yani artık İstanbul aynı zamanda uluslararası bir sağlık merkezi durumuna gelmiştir. Bunun özellikle başatı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’dir. Öbür tarafta yine Yeşilköy’de hemen pistin yanında malum rahmetli Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’dir. Bir diğeri de Kovid sürecinde rahmetli olan Feriha Öz Hastanesi, o da Sancaktepe’dedir. Bunlar bin 5 artı bin 5 olmak üzere yataklı iki hastanedir. Bunlar geçici bir sahra hastanesi değildir. Bunları kalıcı özellikte inşa ettik. Bunlar da gerçekten plan, proje noktasında muhteşem hastaneler oldu. Yine bu süreç içerisinde bir de 100 yataklı Hadımköy’de daha önce askerlerimiz için Sultan 2. Abdülhamid tarafından inşa edilmiş olan hastaneyi restore ederek, o da muhteşem bir eser oldu. İnşallah onu da Yeşilköy Acil Hastanesi’yle beraber aynı gün açacağız. Kaliteli ve kapsayıcı sağlık hizmetinin değerinin çok daha iyi anlaşıldığı bir dönemde burası sağlık turizminde Türkiye’nin marka eserlerinden biri olacaktır.”

“GÜNLÜK VAKA SAYIMIZI BİNİN ALTINA DÜŞÜRDÜK”

Koronavirüs salgınının insanlığın son bir asırda karşılaştığı en büyük sağlık sorunu olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Az önce Sayın Başbakanın ifade ettiği şu anda buldukları aşı noktasında ve ürettikleri ilaç noktasında adil bir paylaşımı tüm insanlıkla paylaşacaklarını ifade etmesi ve Türkiye’yi de bu kapsam içerisinde ifade etmeleri gerçekten bizim Sayın Abe’ye ancak bir şükran borcumuzun olduğunun ifadesidir. Kendisine şahsım, milletim adına çok çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdiye kadar 330 bin kişinin hayatını kaybettiği salgın karşısında çoğu ülkenin ciddi zorluklar, sıkıntılar çektiğini belirterek, Türkiye’nin bu süreçte 82’i ülkeye tıbbi ürün gönderdiğini, göndermeye de devam ettiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu bizim insani bir görevimizdir, vicdani bir görevimizdir ve bunu yapmakla da iftihar ediyoruz. Sağlık sistemlerinin çöktüğü, kamu düzeninin yara aldığı bir dönemde Türkiye ve Japonya örnek bir başarı sergiliyor. Gerek vaka sayısı, gerek vefat sayısı, gerekse sağlık sisteminin sorunsuz işleyişi bakımından son derece iyi bir konumdayız. Nitekim dün itibariyle günlük vaka sayımızı binin altına düşürdük. Diğer tüm göstergelerde de olumlu yönde gelişme var” değerlendirmesinde bulundu.

Normalleşmeyle ilgili adımlar atılırken, tedbirleri de asla elden bırakmadıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilaç, maske, koruyucu malzeme ve tıbbi teçhizat noktasında hiçbir eksik bulunmadığını, sağlık malzemesi sıkıntısı yaşayan dost ve kardeş ülkelere de yardım malzemesi göndermeye devam edileceğini bildirdi.

“ELİMİZDEKİ İMKÂNLARI SALGINA KARŞI TÜM İNSANLIK İÇİN SEFERBER ETMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Kaderimiz ve kederimiz ortaktır inancıyla elimizdeki imkânları salgına karşı tüm insanlık için seferber etmeyi sürdüreceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin bu mücadeleye büyük katkı sağlayacağını vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah sakuranın o farklı renklerdeki çiçeklerini göreceğimiz zamanlar var. Gerçi bizim erguvan gibidir sakura 15-20 gün kadar bu çiçekler kalır, ama yeşilini muhafaza eder. Çam çok sağlıklıdır, kalıcıdır, onun için mevsim koşulu diye bir şey yok dört mevsim diridir” ifadesini kullandı.

Japonya Başbakanı Abe’ye heyecanlarına ortak olduğu için teşekkürlerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgınında hayatını kaybeden Japonlara taziyelerini sundu.

Vatandaşların ve tüm İslam âleminin yaklaşan Ramazan Bayramını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra hastanedeki bazı birimlerde çalışan sağlık personeliyle canlı bağlantı yöntemiyle görüştü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan; Anjiyo Laboratuvarı’ndan Prof. Dr. Özgür Kılıçkesmez ve Doç. Dr. Fatih Uzun’dan, Radyasyon Onkolojisi Bölümü’nden Prof. Dr. Tevfik Fikret Çermik ve Doç. Dr. Didem Karaçetin’den, ameliyathaneden Prof. Dr. Ali Can Hatemi’den ve Doç. Dr. Ömür Günaldı’dan bilgi aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurdele kesimi öncesinde, hastaneye ulaşım konusunda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının talimatlandırıldığını, süratle metronun tamamlanıp hizmete gireceğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra, açılış kurdelesini; Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Akio Miyajima, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve yüklenici firma temsilcileriyle kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali birinci ünitesinin açılışını gerçekleştirdi 0 88014

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali birinci ünitesinin devreye alma törenine video konferansla katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eserin projesinden inşasına tüm safhalarında emeği geçenlere teşekkür ederek, 2008’den bu yana kredisinden inşasına her aşamasında pek çok engellemeyle karşılaşılan barajın kararlılık sayesinde Türkiye’ye kazandırıldığını söyledi.

“Türkiye için Güneydoğu Anadolu Bölgemiz için ve bilhassa bu tesisten doğrudan faydalanacak şehirlerimiz için bugün, bayram günüdür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgenin çiftçileri için en önemli sulama imkânlarından içme suyuna, enerjiye varıncaya kadar her şeyin bu barajda mümkün olduğunu kaydetti.

“ILISU BARAJI’NDAN ESECEK REFAH VE HUZUR RÜZGÂRI BU TOPRAKLARDA KENDİNİ HİSSETTİRECEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Karşımızda 18 yıldır tavizsiz uyguladığımız laf değil eser üretme siyasetimizin somut bir örneği duruyor. Kendi ülkesini yabancılara şikâyet edenlere, kendi halkına silah çekenlere, kendi insanının kanını dökenlere verdiğimiz en güzel cevap işte, bu muhteşem eserdir. Ilısu Barajı’ndan esecek barış, kardeşlik, refah ve huzur rüzgârı inanıyorum ki asırlar boyunca bu topraklarda dalga dalga kendini hissettirecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam yıllık enerji üretim kapasitesi 4,1 milyar kilovatsaat olan hidroelektrik santralinin ilk etapta 200 megavat gücündeki birinci ünitesinin hizmete alındığını belirterek, şu bilgileri paylaştı: “Her ay bir türbini hizmete vermek suretiyle yılsonuna kadar Ilısu’yu tam kapasite faaliyete geçireceğiz. Ilısu’nun maliyeti, yeniden yerleşim, tarihî ve kültürel varlıkların korunması, inşaatı ve diğer harcamalarıyla birlikte toplamda 18 milyar lirayı buldu. Barajın inşası konusunda en çok istismar edilen Hasankeyf başta olmak üzere tüm tarihî ve kültürel varlıklar özenle korunmuştur. Sadece bu tür çalışmalar için 200 milyon liralık bir kaynak kullanılmıştır. Bu tesisin ekonomimize yıllık katkısının ise 2,8 milyar lira olmasını bekliyoruz. Temelde yüksekliği 135 metre, toplam su depolama hacmi 10,6 milyar metreküp olan Dicle Nehri’ne taktığımız bu nadide gerdanlık, GAP’ın da en önemli unsurlarından biridir.”

“1,1 MİLYAR KİLOVATSAAT ENERJİ ÜRETECEK, 765 BİN DEKAR ARAZİYİ SULAYABİLECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ilısu Barajı’nın bin 200 megavatlık toplam kurulu gücüyle Türkiye’nin en büyük dördüncü ve dolgu hacmi bakımından da ikinci barajı olduğuna dikkati çekerek, “Beton kaplı kaya dolgu baraj tipinde ise Ilısu, dünyada bir numaradır. Burada toplanan suları yakında inşa edeceğimiz Cizre Barajı’na bırakarak hem 1,1 milyar kilovatsaat enerji üretecek hem de 765 bin dekar araziyi sulayabileceğiz” diye konuştu.

Ilısu Barajı’nın, buradan en büyük faydayı görecek olan Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak’taki vatandaşlara hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Cumhuriyet tarihi boyunca siyasi ve sosyal tartışmaların içinde kaybolup giderken çağın temel hizmetlerinden mahrum kalan milletin çok büyük acılar çektiğini anlattı.

Türkiye’yi 18 yılda eğitim, sağlık, adalet ve emniyet gibi dört temel taş üzerinde yükselttiklerini, ulaşım, tarım alanlarında güçlenen bir Türkiye inşa ettiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin her seçimde artan bir oranda kendilerine destek verdiğini kaydetti.

Demokrasilerini güçlendirirken ekonomilerinin altyapısını da makro düzeyde dünyanın en üst ligine çıkma hedefine uygun seviyelere getirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim, sağlık, adalet ve emniyet temelinde ülkeyi kalkındırırken ulaşımdan tarıma, enerjiden turizme hiçbir alanı ihmal etmediklerinin altını çizdi.

“TÜRKİYE, 2002 YILINDA 276 BARAJA SAHİPTİ, BUNA 585 BARAJ DAHA EKLEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun en somut örneklerini sulama ve enerji yatırımlarında görmenin mümkün olduğuna dikkati çekerek, “Geçtiğimiz 18 yılda toplam 8 bin 362 tesisi ülkemize kazandırdık. Türkiye, 2002 yılında 276 baraja sahipti. Biz buna 585 baraj daha ekledik” dedi.

Türkiye’nin 2002 yılında 97 hidroelektrik santraline sahip olduğunu, buna 584 santral daha eklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ne demektir biliyor musunuz? Yenilenebilir enerjide Türkiye, dünyada devrim gerçekleştiren ülkelerin başında gelen ülkelerden bir tanesidir” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin 2002 yılında 228 sulama göletine sahip olduğunu, buna 385 gölet daha eklediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2002 yılında 84 içme suyu tesisine sahip olduğunu, buna 247 tesis daha ekleyerek ülkeye 4,5 milyar metreküpe yakın sağlıklı içme suyu kazandırdıklarını söyledi.

Türkiye’nin 18 yılda, 18 milyon dekar araziyi daha sulamaya açarak, üretimini katladığını, bereketlendirdiğini, aynı başarılı fotoğrafı tüm hizmet ve yatırım alanlarına teşmil etmenin mümkün olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bitenlerin yanı sıra hâlen inşası süren, tamamlanmak üzerinde olan ve proje aşamasında olan pek çok yatırımın bulunduğunu belirtti.

Sadece 2020 yılında inşası tamamlanan 403 tesisi hizmete sunmayı planladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmete alacakları bu yatırımların ülkeye katkısının zirai gelirde 14 milyar lira, enerjide 28,5 megavat kurulu güç, taşkın korumada 4,5 milyon dekar, içme suyunda 4,5 milyon metreküp, toplulaştırmada 4,2 milyon hektar olduğunu, hepsinin resmi açılışlarını önümüzdeki haftalar ve aylar içinde gerçekleştireceklerini kaydetti.

“EKİLMEMİŞ TEK KARIŞ TOPRAK, HAREKETE GEÇİRİLMEMİŞ EN KÜÇÜK BİR POTANSİYEL BIRAKMADAN HEP BİRLİKTE YENİ DÖNEME HAZIRLANACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeye ve millete hizmet yolunda “durmak yok, yola devam” anlayışıyla gece gündüz eser üretmeye devam edeceklerini dile getirerek, konuşmasına şöyle devam etti: “Sokağa çıkma sınırlamalarını, ülkede hayatı tümüyle durdurmak değil, insan hareketliliğini azaltarak salgının yayılmasını engellemek için getirdiğimizi tekrar hatırlatmak istiyorum. İçişleri Bakanlığımızın genelgesinde temel ihtiyaçlar ve üretimlerle ilgili sektörler başta olmak üzere sokağa çıkma sınırlamasının dışında tutulan kesimler, teker teker sayılmıştır. Bunlar arasında tarım ve hayvancılık kesimi de vardır. 23 Mayıs’ta başlayıp, bayramın son günü olan 26 Mayıs gecesine kadar uygulanacak sokağa çıkma kısıtlamasının dışında kalanlar arasında bitki ve hayvan üretimiyle iştigal eden vatandaşlarımız da bulunuyor. Örneğin ne Isparta’daki gül yetiştiren ne Karadeniz’in Artvin, Rize, Trabzon, Ordu, Giresun’daki çay toplayan, ne ülkemizin dört bir yanında hububatını eken, tarlasını sulayan, hayvanını otlatan üreticilerimiz için herhangi bir kısıtlama yoktur. Hep söylediğim gibi ülkemizde ekilmemiş tek karış toprak, harekete geçirilmemiş en küçük bir potansiyel bırakmadan hep birlikte çok çalışarak yeni döneme hazırlanacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Koronavirüs döneminde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, hastalara şifalar dileyerek, Perşembe günü Başakşehir’de Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nin, Yeşilköy’de Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi’nin, Hadımköy’de Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş Hastanesi’nin, Sancaktepe’de Feriha Öz Acil Durum Hastanesi’nin açılışlarının yapılacağını vurguladı.

Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin, ülkeye, bölgeye, millete hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, barajın yapımında emeği geçen başta Prof. Dr. Veysel Eroğlu ve ekibine, DSİ’de görev yapanlara, katkı sunanlara teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından direktifleriyle, elektrik üretecek türbininin açılışını gerçekleştirildi.

SON DAKİKA HABERLER